"Türkiye'de Maden Sahaları Gerçeği: Doğamız ve Tarımımız Tehdit Altında mı? Türkiye'de maden sahaları, özellikle ormanlık ve tarımsal alanların yoğun olduğu bölgelerde ciddi bir çevre ve geçim tehdidi oluşturmaktadır. 24 ilde yapılan çalışmalara göre, ormanların %60'ı ve tarım arazilerinin %57'si maden ruhsatı kapsamında olup, bu durum habitat kaybı ve su kaynaklarının kirlenmesine yol açmaktadır. TEMA Vakfı TEMA Vakfı +3 Yoğun Ruhsatlandırma: Kütahya, Çanakkale, Balıkesir ve Uşak gibi illerde, yüzölçümünün büyük bir kısmı (%79-92 arası) maden ruhsatlı sahalar olarak belirlenmiştir. Doğal Alanlar Tehdit Altında: Özellikle altın ve kömür madenciliği faaliyetleri, Kaz Dağları, Murat Dağı ve Giresun gibi bölgelerde ormanların yok olmasına, biyoçeşitliliğin zarar görmesine ve zeytinliklerin bozulmasına neden olmaktadır. Mevzuat Değişiklikleri: Maden Kanunu'nun defalarca (25 kez) değiştirilmesi, tarım, turizm ve doğa alanlarının madencilik faaliyetlerine açılmasını kolaylaştırmıştır. Fiili Durum: Resmi açıklamalar fiili üretim alanının ülke yüzölçümünün binde 1,8'i olduğunu belirtse de, ruhsatlandırılan (arama ve işletme) sahaların genişliği ekoloji örgütleri ve yerel halk tarafından uzun vadeli bir tehdit olarak görülmektedir. TEMA Vakfı TEMA Vakfı +6 Sonuç olarak, Türkiye'nin doğal değerleri ve tarım potansiyeli, artan madencilik faaliyetleri nedeniyle ciddi bir baskı altındadır

Yorumlar

Hakkımızda DeepRead Enigma: Görinenin Ötesi, Anlatılmayanın Gerçeği

İşçiler, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası önderliğinde 11 Nisan'da Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinden Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'na doğru bir yürüyüş başlatmıştı. Madenciler, yaklaşık beş aydır ödenmeyen maaşlarının yanı sıra, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) madeni devralmasından önceki ve sonraki dönemlere ait kıdem tazminatı ve ihbar tazminatlarını talep ediyorlar. Sendikadan yapılan açıklamaya göre, polis salı sabahı bakanlığa ulaşmaya çalışan sendika lideri Gökay Çakır, örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ve 31 madenciyi gözaltına aldı

İnsan Ticaretine Karşı Eylem Uzmanlar Grubu ( GRETA ), bugün Türkiye'nin Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi'ni uygulama biçimini değerlendiren son raporunu yayınladı . Resmi verilere göre, 2019 ile 2023 yılları arasında Türkiye'de 1.466 insan ticareti mağduru resmen tespit edildi; bu da önceki dört yıla kıyasla önemli bir artışı temsil ediyor. Sömürünün en yaygın biçimi cinsel sömürü (%52) olurken, bunu emek sömürüsü (%30), zorla evlendirme (%9) ve zorla dilencilik (%6) izledi. İnsan ticareti mağdurlarının başlıca menşe ülkeleri Suriye, Özbekistan ve Afganistan olurken, Türkiye de en sonda yer aldı. Rapor, Türk makamlarının bir dizi alanda kaydettiği ilerlemeyi vurguluyor. Bunlar arasında, insan ticaretiyle mücadele için ulusal bir Koordinasyon Kurulu ve 81 ilin tamamında koordinasyon komisyonlarının kurulması ve insan ticareti konusunda Ulusal Raportör atanması yer alıyor. İlgili meslek gruplarına eğitim verilmesi ve insan ticareti konusunda kamuoyunun farkındalığının artırılması için de çabalar sarf edilmiştir. Ayrıca, insan ticareti mağdurları için kurulan iki özel sığınakta maddi koşullar iyileştirilmiştir. Bununla birlikte, GRETA acil eylem gerektiren bir dizi önemli soruna dikkat çekiyor. Bunlar arasında, insan ticaretiyle mücadele için net bir şekilde tanımlanmış hedefleri, faaliyetleri ve paydaşları ile yeterli bütçe kaynaklarına sahip ulusal bir eylem planının daha fazla gecikmeden kabul edilmesi gerekliliği de yer almaktadır. Türk yetkililer ayrıca, işgücü sömürüsü amacıyla insan ticaretinin önlenmesi, çocukların insan ticaretinden korunmasının güçlendirilmesi ve özellikle artan göç bağlamında sınır kontrol önlemleri yoluyla insan ticaretinin tespitini artırmaya yönelik çabalarını yoğunlaştırmalıdır. Ayrıca raporda, mağdurlara yönelik destek ve yardımın iyileştirilmesi, özellikle de tazminata erişimin artırılması ihtiyacının altı çiziliyor. GRETA ayrıca Türk makamlarını insan ticareti vakalarının soruşturulması ve kovuşturulmasını iyileştirmeye ve mağdurların işlemeye zorlandıkları suçlardan dolayı cezalandırılmamalarını sağlayacak özel bir yasal düzenleme benimsemeye çağırıyor. Ayrıca GRETA, yetkilileri STK'lar ve diğer ilgili sivil toplum aktörleriyle stratejik ortaklıklar kurmaya ve insan ticaretiyle mücadele eden STK'ların yeterli finansmana erişimini sağlamaya çağırıyor