Kıbrıs adasında Rum kesiminde ve Türk kesiminden İsrail yahudi şehirlerimi kuruluyor son yıllarda büyük ölçeklerde arazı toprak emlak konut satın alan İsrail ne yapmayan çalışıyor????? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) son yıllarda, özellikle İsrail-Filistin çatışmalarının yoğunlaştığı dönemlerden sonra (Ekim 2023 sonrası), İsrail vatandaşlarının ve Yahudi sermayesinin adada arazi ve konut alımları gündemi meşgul eden en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Bu durum, hem KKTC hem de Türkiye kamuoyunda jeopolitik bir risk, "sessiz işgal" veya "demografik yapı değişikliği" iddialarıyla tartışılmaktadır. Son gelişmeler ve durumun perde arkası şu şekildedir: 1. Arazi Alımları ve "İsrail" Etkisi İddiaları Toplu Alım İddiaları: KKTC'de, özellikle sahil şeritleri, tarım arazileri ve stratejik bölgelerde İsrail merkezli şirketler veya İsrailli yatırımcılar adına çok sayıda mülk satın alındığı iddiaları mevcuttur. Bazı raporlar, 30.000'den fazla Yahudi'nin/İsraillinin adada mülk sahibi olduğu veya arazi kapattığını öne sürse de, yetkililer bu sayıların abartılı olabileceğini, ancak ciddi bir artış olduğunu belirtmektedir. Aracı Kurumlar (Proxy): İsrailli yatırımcıların, yasal kısıtlamaları aşmak için KKTC vatandaşı olan Türk kökenli aracıları veya KKTC'de kayıtlı şirketleri kullandığı ve bu sayede binlerce dönüm araziyi bünyelerine kattıkları iddia edilmektedir. Chabad Örgütü: KKTC'de, özellikle Girne ve İskele bölgelerinde faaliyet gösteren Chabad adlı Yahudi örgütünün mülk alımları ve örgütlenmesinde merkezi bir rol oynadığı iddia edilmektedir. Instagram Instagram +5 2. KKTC Yönetiminin Tepkisi ve Yasal Düzenlemeler Artan tepkiler üzerine KKTC hükümeti, yabancıların mülk edinme yasalarında (Taşınmaz Mal Edinme ve Uzun Vadeli Kiralama Yasası) değişikliklere gitmiştir: Kısıtlamalar: Yabancıların mülk edinimi Bakanlar Kurulu onayına tabi tutulmuş, 2024-2025 yıllarında getirilen düzenlemelerle yabancıların alabileceği arazi miktarı ve tapu sayısı sınırlandırılmıştır. Geriye Dönük İnceleme: 2023 sonu ve 2024 başında, KKTC güvenlik güçleri ve tapu daireleri, şüpheli satışları incelemek üzere denetimleri sıkılaştırmıştır. 2026 Beklentileri: 2026 yılı itibarıyla, yabancı alıcıların mali durumlarının doğrulanması ve mülk sayısına daha katı sınırlar getirilmesi beklenmektedir. Grand Emlak Real Estate Grand Emlak Real Estate +3 3. Jeopolitik ve Demografik Riskler "Sessiz İşgal" Söylemi: Kamuoyunda, İsrail'in Filistin'deki yöntemlerine benzer şekilde, KKTC'de de tapu üzerinden bir "örtülü işgal" yürüttüğü endişesi yaygındır. Güvenlik Endişesi: İsraillilerin Kuzey Kıbrıs'ta "Arz-ı Mev'ud" (Vaat edilmiş topraklar) inancıyla hareket ettiği iddiaları, milliyetçi kesimlerin tepkisini çekmektedir. Rum Kesimi ile Kıyaslama: Benzer durum Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) de yaşanmaktadır. Güneyde de 15 bin civarında İsraillinin mülk aldığı ve AKEL partisinin bu duruma "İsrail bizi işgal ediyor" diyerek tepki gösterdiği bildirilmiştir

Yorumlar

Hakkımızda DeepRead Enigma: Görinenin Ötesi, Anlatılmayanın Gerçeği

İşçiler, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası önderliğinde 11 Nisan'da Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinden Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı'na doğru bir yürüyüş başlatmıştı. Madenciler, yaklaşık beş aydır ödenmeyen maaşlarının yanı sıra, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) madeni devralmasından önceki ve sonraki dönemlere ait kıdem tazminatı ve ihbar tazminatlarını talep ediyorlar. Sendikadan yapılan açıklamaya göre, polis salı sabahı bakanlığa ulaşmaya çalışan sendika lideri Gökay Çakır, örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ve 31 madenciyi gözaltına aldı

İnsan Ticaretine Karşı Eylem Uzmanlar Grubu ( GRETA ), bugün Türkiye'nin Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi'ni uygulama biçimini değerlendiren son raporunu yayınladı . Resmi verilere göre, 2019 ile 2023 yılları arasında Türkiye'de 1.466 insan ticareti mağduru resmen tespit edildi; bu da önceki dört yıla kıyasla önemli bir artışı temsil ediyor. Sömürünün en yaygın biçimi cinsel sömürü (%52) olurken, bunu emek sömürüsü (%30), zorla evlendirme (%9) ve zorla dilencilik (%6) izledi. İnsan ticareti mağdurlarının başlıca menşe ülkeleri Suriye, Özbekistan ve Afganistan olurken, Türkiye de en sonda yer aldı. Rapor, Türk makamlarının bir dizi alanda kaydettiği ilerlemeyi vurguluyor. Bunlar arasında, insan ticaretiyle mücadele için ulusal bir Koordinasyon Kurulu ve 81 ilin tamamında koordinasyon komisyonlarının kurulması ve insan ticareti konusunda Ulusal Raportör atanması yer alıyor. İlgili meslek gruplarına eğitim verilmesi ve insan ticareti konusunda kamuoyunun farkındalığının artırılması için de çabalar sarf edilmiştir. Ayrıca, insan ticareti mağdurları için kurulan iki özel sığınakta maddi koşullar iyileştirilmiştir. Bununla birlikte, GRETA acil eylem gerektiren bir dizi önemli soruna dikkat çekiyor. Bunlar arasında, insan ticaretiyle mücadele için net bir şekilde tanımlanmış hedefleri, faaliyetleri ve paydaşları ile yeterli bütçe kaynaklarına sahip ulusal bir eylem planının daha fazla gecikmeden kabul edilmesi gerekliliği de yer almaktadır. Türk yetkililer ayrıca, işgücü sömürüsü amacıyla insan ticaretinin önlenmesi, çocukların insan ticaretinden korunmasının güçlendirilmesi ve özellikle artan göç bağlamında sınır kontrol önlemleri yoluyla insan ticaretinin tespitini artırmaya yönelik çabalarını yoğunlaştırmalıdır. Ayrıca raporda, mağdurlara yönelik destek ve yardımın iyileştirilmesi, özellikle de tazminata erişimin artırılması ihtiyacının altı çiziliyor. GRETA ayrıca Türk makamlarını insan ticareti vakalarının soruşturulması ve kovuşturulmasını iyileştirmeye ve mağdurların işlemeye zorlandıkları suçlardan dolayı cezalandırılmamalarını sağlayacak özel bir yasal düzenleme benimsemeye çağırıyor. Ayrıca GRETA, yetkilileri STK'lar ve diğer ilgili sivil toplum aktörleriyle stratejik ortaklıklar kurmaya ve insan ticaretiyle mücadele eden STK'ların yeterli finansmana erişimini sağlamaya çağırıyor